Sokak sokak, mahalle mahalle, şehir şehir, falcı aramanıza gerek yok! Neden mi? Çünkü esas sihir ilk önce düşünme sistemi ve sonra da ağzınızdan çıkan kelimelerde.

Aslında her şey başlangıçta “bir toz bulutuydu” demek isterim. Hem de çok bilimsel bir şekilde. Nerede mi? Düşüncede ! Ne zaman düşünce akıl ile şekillenmeye başlıyor ve ağızdan çıkacak sözcük gruplarına kadar geliyor, işin şekli değişmeye başlıyor.

Düşünen beynin, sinirsel yapısındaki işleyişi bir elektrik devresi gibi çalışıyor. Hal böyle olunca, beyin hücreleri arasında bir enerji yolu oluşuyor ve ölçülebiliyor. Ses deseniz, sesinde bir titreşim frekansı var. Keza o da ölçülebilir durumda. İşte şimdi gelelim sihire: Konuştuğumuz cümleleri ve kurduğumuz kelime gruplarını, düşünüp ağızdan çıkarken iki ölçülebilir enerjinin de birleşimi ile “ol”durabiliriz.

Bu durumda bir de zihnin işleyişi var. Bilinç ve bilinçaltı olarak ayrılıyor. Genel olarak, bu iki arkadaşında kendilerine göre bir çalışma disiplini var. Kısacası, Bilinçaltı zihnimizin yaklaşık yüzde 95 ini oluşturuyor. Bu haliyle de “Bilinçaltı” düşünmüyor. Doğal kaydedici ve satır aralarını okumuyor. İfade edilenlerin başka bir anlamı var mı, diye bakmıyor. Direkt duyduğunu algılıyor. En önemlisi de; bilinçaltı yaşananları, “bu gerçek, diğeri değildir” şeklinde gruplamıyor. Yani gördüğü ve algıladığı durumu gerçek sanıyor. Aynı bir filmi seyrederken birden korkmak veya ağlamaya başlamak gibi. Ayrıca şaka ve kinayeyi de algılayamıyor. Bu kişi de değersizlik, takdir görme, güvensizlik, kontrol etmek/edilmek gibi güdülerini harekete geçirirken, kelimeleri de günlük hayatta farkında olmadan bu şekilde seçmemize sebep oluyor.

Bilinç ise; analitik ve pratik olarak işleyen kısım. Buna da akıl vesile oluyor. Çünkü zeka herkeste az çok var. Aklı olan kişi ise, sorgulayan ve sorgulayarak bir yol izleyip düşüncelerine yol bulan, değerlendirme yapan zihinden geçiyor. Buradaki belki de en önemli durum bilincin kısa süreli bir hafıza yapısı olduğu. Bir bilginin kalıcı yani uzun süreli olabilmesi için bilinçaltına inmesi isteniyor.

Böylece uygulamada durum, şöyle bir hal alıyor: Bilinçaltı olumsuzluk eklerini görmüyor. “DüşünME”, “YapMA”, “AtlaMA” gibi cümlelerde kök cümleyi algılıyor. Annelerin çocuklarına nazar değmesin diye “çirkin”im şeklinde sevmesinde olduğu gibi, bilinçaltı direkt “çirkin” denildiğini anlıyor.

Kısacası: Olumlu cümleler kullanarak konuşuyor olmak önemli. Başkalarınıza gösterdiğiniz veya onlar için düşündüğünüz niyetiniz de bir gün sizi bulabileceği için herkes hakkında olumlu düşünmekte! Bir işe başlarken, iyi niyetle başlamanız (salih amel ve niyet ile) önemli. Daha ne olsun? İşte sihir bu !