Özür ne zaman dilenir?

Tabii ki bir hata yaptığınızı kesin olarak bildiğinizde. Veya kuvvetli olarak hata yaptığınızı bildiğiniz fakat ne olduğunu bilmediğiniz durumlarda da özür dilenebilir.
Fakat buradaki en zor husus, ne olduğunu bilmeden özür dilemek zorunda kalma durumudur.

Peki her zaman, kişi hata yaptığını, o “an” içinde bilebilir mi?

Tabii ki hayır! An içinde bulunduğu durumun rehavetine kapılan kişi yanlış yaptığını ya da doğru gitmeyen bir şeyler olduğunu ancak durumdan uzaklaştığında fark edebilir. Bir diğer husus, olay olur biter, her şeyin doğru olduğu kuvvetle muhtemel bilinir veya zannetme durumu güçlü bir şekilde vukuu bulur. Hatta iş, doğru yaptığı inadına bile biner. Ne zamana kadar? Doğru yaptığınıza dair inandığınız ürününüz elinize gelinceye veya durum ile ilgili son olayı gözünüz görünceye kadar.

Peki, özür dileme şekilleri nasıl olur?

Detaylı anlatım, kişinin kendini ifade etme seçenek ve şekillerinden biridir. Bir diğer özür dileme, hiç ses çıkarmadan, karşıdan yorum veya hareket beklemektir. Bu biraz daha aşamalı bir durumdur. Karşı tarafı seyir halinde olma durumu. Çünkü hata yapan kişi duruma göre gardını alacaktır. Ta ki, karşıdan bir ses çıkıncaya kadar, hata yapan kişi sakinliğini korumaya çalışır. Ses çıktığında iki seçenek vardır. Savaş ya da kaç! Hata yapan kişi ya kalır ve sonuna kadar kendini ifade etmeye, durumu o anda çözmeye çalışır, yani savaşır. Ya da tamamen susup, ortamı terk etmeyi seçer, yani kaçar.

Bir diğer özür, tabi ki gönül almanın en kolay yolu, Hediyedir. Kimisi şirinlik yeteneğini geliştirme fırsatı bu sayede bulabilir. Kimileri hata yapmayı, kendi doğalarında, bir fırsata dönüştürme yeteneğine de sahip olabilir. Mazhar-Fuat-Özkan’ın Alidesidero şarkı sözü “Şeytan tüyü var, hınzırın” ifadesine olduğu gibi, doğuştan “Şeytan tüyüne” sahip, tamamen Allah vergisi olan bir hal ile de durum hemen çözülebilir. Bu durumda, kişilerin birbirine sevgi yumağı şeklinde gösterilerine tanık olabilirsiniz.
Sonuç, her ne olursa olsun. Özür dilemekten sakınmayın. Özür dileyebilmek ilk önce kendiniz için bir erdem, sonra başkaları için her zaman hatırlanacak ve belki de yararlanılacak bir deneyim olacaktır.