Otelcilik ve Konaklama sektörünün önemli kurumlarından OSMED (Otel Satın Alma Müdürleri Eğitim Derneği) ‘in aylık olarak çıkardığı, “Satın Alma Dünyası” dergisinde yayınlanan “Profesyonel iletişim” yazısı;

Profesyonel İletişim

Cümle “Profesyonel” olarak başlayınca akla hemen iş dünyası geliveriyor. İletişim ise sıradan her gün yaptığımız basit bir eylem halini anımsatabiliyor. Hal böyle olunca biri ağır abi durumu diğeri de kolaymış gibi yapılabilen bir eylem algısı yaratabilir. Fakat bu iki cümlenin birleşmesi ile zor olan yani kendi doğasında sindirilebiliyormuş gibi gözüken ve omuzlara yük bindiren “profesyonellik” durumu ile ne kadar kolay olabileceği algısını yaratan “iletişimin” aslında sanıldığı kadar da kolay olmadığı. Neden mi? O zaman yıllardır aynı konu başlığı ile eğitim verilmesi çoktan bitmiş olurdu da ondan.

Profesyonel deyince Google da 9.750.000, iletişim dediğiniz de de 125.000.000 sonuç buluyoruz. Profesyonelin en genel kabul görürü manası; “Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan (kimse), amatör karşıtı” olmakla birlikte, “Bir kimsenin bir işi, para karşılığı meslek ya da temel uğraşı konusu olarak yapması. Dolayısıyla o işi zevk için, arada bir yapan amatörlerden farklı olması.” şeklinde de ifade edilmekte. İletişim ise, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma süreci. İletişim, tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar. Belirli mesajların kodlanarak bir kanal aracılığıyla bir kaynaktan bir hedefe/alıcıya aktarılması sürecini içerir. Bu süreçte geribildirim, iletişimin süreci ve ulaşılacak hedef esas püf noktalarıdır.

Hala günlük hayatta kendimizi doğru ifade edebilmek ve doğru anlaşılmak için kullandığımız temel kaynağımız Türk Dil Kurumuna göre ise “iletişim”; “Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon” olarak ifade ediliyor. E, o zaman akla şu geliyor; bu kadar profesyonellerin iletişebilmek için kullandıkları onca iletişim aracı varken neden ağızlarından çıkan cümleler “iletişim kazasın”a sebep oluveriyor? Çünkü insan temelde duygusal bir varlık. Fakat aynı zamanda 5 duyu organını kullanırken daha çok görsel, işitsel ve dokunsal. Bakın son çıkan telefonlara, hem görüntülü konuşabiliyorsunuz, hem işitebiliyor, hem de dokunarak tuşlara basabiliyorsunuz.

Hal böyle olunca, bireyin, işte ve evde, başarılı olmasının yolunun, bunca kullanılan ve iletişimi kolaylaştırıcı araçlarla değil, kişiler arası ilişkilerden geçtiğini artık herkes biliyor. Bunun için de kişilik profillerinden az da olsa anlamak önemli.
Günümüzde, “Profiller Arası iletişim”, ilişkiler ve kariyer planlamasında, ast-üst ilişkilerinde önemli bir rol oynuyor. En önemlisi de kişinin kendini tanımasına ve anlamasına! Çünkü kendini tanıyan birey, başkasına kendini en doğru şekilde ifade edebilme stratejisini de geliştirendir. Nasıl motive olduğunu ve bireylerle uyumunu da. Ve günün sonunda hedeflediği noktaya ulaşmak için neler yaptığını, ruh sağlığını koruyarak maksimum kar ve minimum zarar ile fayda ve mutluluk analizini de yapabilendir.
Durumu kısaca anlatmak gerekirse; kimi zaman daha ilk tanıştığınızda kanınızın kaynadığı kişiler olmuştur. Sohbetleri bitmesin, zaman hiç geçmesin istediğimiz. Kimi zamanda, yerimizde duramaz, zaman geçmek bilmez, sıkıntıdan “patladığımızı” zannettiğimiz. Buna; benzer kişilik profillerinin kaynaşması, benzemeyenlerin de savaşması diyoruz.

Yapılan çeşitli yurtdışı ve yurtiçi araştırmalar; toplumdaki kişilik tiplerinin basit anlamda JUNG kökenli çalışmalarda 4’e, ayırmışlar. Sonuçlar ise; yanlış insan olmadığını, sadece birbirimizden farklı olduğumuzu ifade ediyor. Farklılıklar ise günümüzde birbirimizi yanlış anlamamıza sebep olan doğru bildiğimiz yanlışlardan oluşuyor. Halbuki “anlayışımızı” ve “nasıl anlaşıldığımızı” değiştirebildiğimizde, yeni iş kapıları, yeni arkadaşlar, yeni imkanlar kendiliğinden oluveriyor. Bu çalışmalar; biraz eğlenceli ve muzip, biraz gerçekçi ve ciddi sonuçlarla, her bir profilin birbirlerinden farklı, kendisini ifade ettiği; davranış kalıpları, ifade tarzları, riskleri ve avantajları olduğunu gösteriyor. Kimisi fazla hayalperest, kimisi söyleneni fazlaca ciddiye almakta. Böylece hayat görüşleri çatışmakta. Kimisi boşboğaz olur bir anda, kimisi de fazla resmi, gittiği ortamlarda. Kısacası; yanlış insan değil, farklı insan profilleri ortalıklarda

“Ben hangi profilim?” diyorsanız, testleri yapıyorsunuz ve kendiniz hakkında farkında olduğunuz ya da olmadığınız daha detaylı bilgilere ulaşıyorsunuz. Ya da dışarıdan nasıl göründüğünüzü ve hangi tepkilere, neden maruz kaldığınızı anlıyorsunuz. Bir iş başvurusu için karşınızdakine nasıl davranacağınızdan tutun, ilişkilerinizde sürekli sorun olarak gördüğünüz durumların nelerden kaynaklandığına yeni bir açıdan bakıyorsunuz.