Size “korku nedir?” diye sorulmuş olsaydı ne derdiniz? Özellikle bu günlerde, doların fırlaması, altının tutulamaması gibi sürekli değişen bir gündem içerisindeyken, korku ile mi kaygı ile mi güdülenirdiniz?

Bir yandan hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı koruyacak, bir yandan işinizi yapacaksınız. Türkiye’de siyasi ve ekonomik çalkantılar sürerken, döviz fiyatı tırmanıştayken, yaşam mücadelesi vereceksiniz.

Bu durumda, içinde bulunduğunuz sürece; korkarak mı, kaygılanarak mı bakarsınız? İki durumu da değerlendirirken;  hem süreç hem de öğrendiklerimizle ilgili veri kaydı önemli.  E, bu bilgisayar çağında, “veri kaydı” gibi, biraz da teknolojik ifadeler kullanmak gerekli.

Korku, deyince; “kişi için bir tehlike ve tehdit içeren bir durumda kaçma ya da savaşma eğilimi yaratan, kalp atışlarının hızlandığı ve kasların gerildiği bir uyarım hali” tanımı olabileceği gibi; hastalıksal korku olan “Fobi” de akla gelebilir. Bu gibi durumlarda, bünyeniz bozulmaya mı başlıyor? Tepkisel bir hal mi alıyorsunuz? Aklınızdan tutmayarak, geçen düşüncelerle beraber; hormonlar, duygular, kafanız birbirine mi karışıyor? Kendinizi tutamadan, agresif bir hal mi alıyorsunuz, yoksa farkında olmadan heyecandan sesiniz mi yükseliyor? Korkuların temelinde kaygı ve endişe vardır.

Bu gündemle, “-Yarın sabah uyandığımda ne olacak? Bu para ay sonuna kadar nasıl yetecek? Arkadaşlarımla beraber çıkacağım tatilde ne kadar mutlu olacağım?” gibi günlük hayatta kalma ve mutlu olma durumları için sorular mı geçecek akıldan?

Her ne kadar korku kendini gösterse de, alttan alttan, kaygı da korkuyu besleyebilir. Zaten baktığınızda tanımı da; “tehlike ve tehdit beklentisinin yarattığı tedirginlik ve bunaltı hali”dir. Genel olarak korku, bir olay, insan ya da hayvan gibi belirgin bir nesneye karşı gelişebilir. Kaygı da ise genellikle belirsiz durumlarda ortaya çıkabilir.
Daha genel bir tanımlama olan “Kaygı Bozukluğu” ise; belirli bir olay ya da nesneyle orantılı olmayabilen tedirginlik, kaygı, korku vb. gibi olumsuz duygular içerirken; tanısal anlam olarak, agorafobi, basit fobiler, panik bozukluk, sosyal fobi, yaygın kaygı bozukluğu gibi sorunlar olarak adlandırılabilir.

Kaygı ; bir gün başınıza gelebileceği fikrinden dolayı sürekli bu durumun içinde olmak!

Korku ve Kaygı Farkı : Gerçekten korkutucu bir nedeni olan korkular normaldir. Korkutucu bir nedeni olmayan korkular ise hastalıksal. Kaygı, belli bir nesnesi (objesi) olmayan korkudur. Yılgınınsa belli bir nesnesi vardır, ama o nesneden korkulmasının ussal (akli) mantıksal herhangi bir nedeni yoktur. Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, psikologlara atfen korku ile kaygı arasındaki belirgin farklarını şöyle veriyor:

“Kaynak: “Ben arıdan korkarım” örneğinde olduğu gibi, korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.

Şiddet: Korku kaygıdan daha şiddetlidir.

Süre: Korku daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.”

Kişiliğin yapısında doğal olarak bulunan ve belirli bir nesnesi olmayan kaygı; korkuda, bir nesneye, kişiye, olaya, duruma bağlanmıştır. Kaygıyla korku arasında bir neden-sonuç ilişkisi yoktur. Çoğu kez de uyarımla orantılı olmayan biçimde ortaya çıkar.

Bu durumda korku ve kaygı ilişkinizde sizin doğru bildiğiniz yanlışlarınız neler?